
← Mevlana Takvimianteayer · 3 min
İMÂM-I A’ZAM (R.A.), NEBİ (S.A.V.)’İN VÂRİSİDİR-15 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ
<p>Tek kurtuluş, sünnete sarılmakla mümkün olduğuna</p><p>göre; bu da; Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e ve O (s.a.v.)’in</p><p>Yüce Ashâbı (r.a.e.)’e, ki onlara, onların sünnetlerine</p><p>tâbi olmak da Nebî-yi Ekrem (s.a.v.)’e tâbi olmak, Nebî</p><p>(s.a.v.)’e tâbi olmak da Allâh (c.c.)’a tâbi olmaktır, (Nisâ s. 80)</p><p>Bu da Ehl-i Sünnet’in mutlak müctehîd imâmlarından birine</p><p>tâbi olmakla mümkündür. Hepimizin onların fıkıhlarını</p><p>öğrenmek ve öğrendiklerimizle âmel ederek Allâh (c.c.)’a</p><p>kulluk yapmamız ve Nebî-yi Ekrem (s.a.v.)’e ulaşmamız</p><p>gerekiyor. Bundan başka gidilecek bir yol ve tutunacak dal</p><p>yoktur.</p><p>"Âlimler, Nebîlerin vârisleridir" diye haber verilen</p><p>ma’rifetullâh ehli ise âlimibillâh kudsî âlim zâtlardır.</p><p>Bu hadîs-i şerîf’e şu manâ verilmiştir: "Kim ki Nebîlere</p><p>vâris ise, ancak âlim odur." Cenâb-ı Hâkk’ı bilmeyene</p><p>ve Cenâb-ı Hâkk’tan korkmayıp günâh işleyen kimseye</p><p>hakîkî âlim denilemez. Âlim olan, herhangi bir maddî</p><p>gâyesi olmaksızın, ücretsiz ve bir menfaat karşılığında</p><p>olmayarak, sâdece Allâh (c.c.) rızâsı için hâkk yoluna,</p><p>Şerîat-ı Mutahhara’nın emirlerine da’vet eder.</p><p>Âl-i İmrân suresi 110. ayette geçen "Hayrü’l Ümmeti"</p><p>ifadesinden murâd zâhir ulemâsı değildir; çünkü irs tabiri,</p><p>pederden evlâda intikâl eden maddî (gelir olan) şeylere</p><p>denir. Zâhir ulemâsının ilmi, irsî değil sonradan kazânılmış</p><p>olandır. Sonradan kazânılmış olan yani vehbî (Allâh</p><p>(c.c.) vergisi) olmayan bir ilme irsî demek doğru olmaz.</p><p>Bu sebeble ilmi sonradan kazânmış olan zâhir âlimlerine,</p><p>enbiyâların vârisi denilemez.</p><p>İmâm-ı A’zam (r.a.)’in, herbiri âlemlere bedel binlerce</p><p>talebeyi yetiştirip dünyanın dört bir yanına göndermişler ve</p><p>onlar vâsıtasıyla Sünnet-i Seniyye teblîğ ve infâz edilmiştir.</p><p>Başta İmâm-ı A’zam (r.a.) Efendimiz’in ve talebelerinin</p><p>şefâatlerini Allâhü Teâlâ’dan talep ediyoruz.</p><p>(Nûmanî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.)’in Hadis İlmindeki Yeri, s.8-10)</p>